Mutluluğu ‘şey’lere ve insanlara bağlamak hüsranın ta kendisidir. İnsan mutluluğunu bu dünyada herhangi bir şeyi elde etmeye bağlarsa hüsrana uğraması da kaçınılmaz oluyor. Çünkü o ümit bağladıklarının hiçbirinde gerçek ve sahici bir mutluluk yok. Hepsi gelip geçici. Çünkü dünyanın kendisi gelip geçici. Gelip geçici olan bir yerde, gelip geçici mutluluklar arıyoruz. Hâlbuki asıl huzur Allah’ı anmakla geliyor. Ne buyuruyor Allah Teâlâ Ra’d Suresi’nde: ‘’Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.’’ Huzur deyince nedense ayağımızı yerden kesen sevinçler bekliyoruz. Her şeyde olduğu gibi burada da bozulmuş ayarlarımız. İtidalli olamıyor ve denge gözetemiyoruz. İfrata kaçmak istiyoruz, hep uçlarda geziyoruz. Büyük mutluluklar, büyük sevinçler beklerken kendimizi hep yere çakılmış bir vaziyette buluyoruz. Mesele büyük mutluluklar değil aslında; baktığın şeyi güzel görebilmekte, gördüğün yeri güzelleştirebilmekte. Çünkü gerçek bir kalp huzuru, ayaklarımız yerden kesen değil, kalbimizi dingin ve huzurlu hissettiren bir duygudur. Ve insan ifrata kaçmadan hissetmeyi başarabilirse duygularını, işte ancak o zaman gerçek huzuru hissedebiliyor. Çünkü mutlu olmak için çok büyük şeyler beklemiyor hayattan. Dünyaya dair olan beklentilerini de ‘’olmazsa olmaz’’ haline getirmiyor. Çünkü kalbinde en kuvvetli yere Allah’ı koymuş oluyor. İşte böyle olunca da dünyalık olan hiçbir şey sarsıntıya uğratmıyor insanı.
Kalbinde neyi merkeze koyarsa insan, hayatı da yaşadıklarını da o merkezden görmeye başlıyor. Merkeze Allah’ı koymadığında insan, merkeze koyduğu her şey onun imtihanı oluyor. Çünkü Allah, kendisinin yerine koyduğumuz her şeyin geçici olduğu gerçeğiyle yüzleşmemizi istiyor. İstiyor ki, O’nun dışında hiçbir şey kalmasın nazargâhında. İstiyor ki, ne arzu, ne hırs, ne heves, hiçbiri O’nun kadar yer edinemesin kalbimizde. Ancak bu mümkün olursa huzuru hissedebiliyor insan gönlünde. Diğer türlü beklediği ve umut ettiği her şey şartlara bağlı olmuş oluyor. Mutluluğunu şartlara bağlayınca da en ufak bir kötü gidişat bile dünyanın sonuymuş gibi bir algıya kapılmamıza sebep oluyor. Hâlbuki O’na sığınınca felaket zannettiğimiz her şey bir bir önemini kaybediyor. Bir tek O’na sığınınca tüm fırtınalar son buluyor. İşte bunun için kalpler yalnızca Allah’ı anmakla huzur buluyor.
Allah’ı anmaktan geri durma sevgili okur. Geri durma ki dünyanın geçici hevesleri uğruna tüketme ömrünü. Seni yaratan sana kapısını açmış beklerken yüz çevirme O’ndan. Yüz çevirme ki ahirette kaybedenlerden olma. Dünyada kaybetmiş olmak, ahirette kaybedenlerden olmaktan yeğdir; bunu da sakın ha unutma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder